MUHABBETİNE MÜEBBETİM BEN


°
Süleyman YAĞIZ
°
seni ben tanıdığımda
gözlerinde gül açardı
bense göçmen kuşlar gibi ürkektim
kaçardım
bilmezdim gülün hikmetini
ömrüne üzülürdüm
oysa, “ömrü az” da olsa kutsaldı
hem de uysal
sen de ilkin gülü sevdirdin bana
gülüm benim
gözüm benim
özüm benim
ve her daim/
tutulacak sözüm
ateşteki közüm
bitmeyen arzum benim
muhabbetine müebbetim ben

isteyen ali yazsın beni sana
isteyen veli
isteyen deli, zırdeli
birlikteyiz biz aynı ırmağın suyunda
birlikteyiz aynı huysuzun huyunda
birlikteyiz aynı sevdanın koynunda
sevdalar ölmez,
yürekler bölünmez, sevdiğim
uğruna öldüğüm
sebebine dirildiğim
muhabbetine müebbetim ben

gel artık
yine gül açsın gözlerinde
sarsın sarmaşıklar bizi
duyursun mübarek aşkımızı
okusun dünya âlem
bilsin öykümüzü
uçalım deryalar üstü
yollarda yol olalım, yoldaş olalım
bitmesin rüyalarımız
soyka kalmasın gömleğimiz
daha çok sözümüz var, sevdiğim
usanırsam kırılsın kulaçlarımız
muhabbetine müebbetim ben

çıksam şöyle bir kurdinli (*) tepesine
bir uzun hava çeksem
barak’tan bozlak’tan
ya da mum kimin yanan kerkük’ten
ve diyarıbekir’den
ve de dersim’den
yaslansam bağrına yıldızların
uçsam sonra enginlere
ve sen açsan kapılarını
gelip otursam dizlerine
muhabbetine müebbetim ben

“hançer vurup acarlama yaramı” (**)
sar sinene, kar beni
her bir yana duyur beni
bil ki, muhacir değildir sevdam
müptela bir aşkın esiriyim
hemi ellerim, hemi gönlüm kelepçeli
he desen gelirim
bir gider, bin gelirim
gül ama, gül atma bana
güller gözlerinde kalsın
uyansın düşlerim
ahraz olmasın dillerim
muhabbetine müebbetim ben

günün ve geleceğin/
aydınlık ve endişesiz olsun
umudun var, muradın yâr olsun
gülün gülsün gülüm, gülün
ölüm ölsün
ADSIZ’ın gel diyende bir de geleni olsun
o geleni sen olsun
yemin ettim
sen yoksan
şu dünya haram olsun
gülüm, gülüm
muhabbetine müebbetim ben
—–
(*) KURDİNLİ, doğum yerim olan Gaziantep’in İslâhiye ilçesindeki KURTİNİ tepesinin yerel söylenişidir.

(**) Padişah Abdulaziz’in, Avşarlar’ın iskân edilmesi (1865) fermanına meydan okuyan büyük halk ozanı DADALOĞLU’nun bir dizesinden uyarlanmıştır. Ozan, ilgili şiirinin/türküsünün ilk dörtlüğünde, “Yine tuttu Gâvurdağı’n boranı/ Hançer vurup ACARLADIN yaramı/ Sana derim Mıstık Paşa öreni/ İçindeki bunca beyler nic’oldu” demektedir. Türkü, İslâhiye’de yaygın olarak söylenen bir Barak havasıdır. İslâhiye de Gâvurdağı eteklerindedir.

İst., 28 Ocak 2020

Add a Comment